• İSTANBUL SENİN

Metin Göktepe, öldürülüşünün 24. yılında anılıyor

Polisler tarafından gözaltında dövülerek öldürülen Evrensel gazetesi muhabiri Metin Göktepe, katledilişinin 24. yılında pek çok ilde ve sosyal medyada anılıyor

  • 08 Ocak 2020 13:11
  • A
  • A

Evrensel Gazetesi Muhabiri Metin Göktepe, polislerce darp edilerek katledilişinin 24. yılında anılıyor. Pek çok ilde kurumlar tarafından açıklamalar yapıldı, sosyal medyada da "#MetinGöktepe" etiketi Türkiye gündeminde üst sıralarda yer aldı. Yapılan açıklamalarda ve paylaşımlarda gazetecilere yönelik baskıların, tutuklamaların ve gözaltıların sürdüğüne dikkat çekildi.

MEZARI BAŞINDA ANMA

Anma etkinliğine Metin Göktepe’nin annesi Fadime Göktepe, Cumartesi İnsanları, Emek Partisi (EMEP) Genel Başkanı Selma Gürkan, CHP İstanbul İl Başkanı Dr. Canan Kaftancıoğlu, Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) Genel Başkanı Gökhan Durmuş, DİSK Basın İş Başkanı Faruk Eren, Evrensel Genel Yayın Yönetmeni Fatih Polat, Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) Türkiye Temsilcisi Erol Önderoğlu, Makina Mühendisleri Odası İstanbul Şube Başkanı Battal Kılıç, DİSK Cam Keramik İş Genel Başkanı Birol Sarıkaş, Emek Partisi üyeleri, Emek Gençliği, Divriği Kültür Derneği üyeleri, çok sayıda gazeteci, Göktepe ailesi ve çok sayıda yurttaş katıldı.

“Metinler ölmez Evrensel susmaz”, “ Evrensel yazıyor, Metin yaşıyor” sloganlarının atıldığı anmada “Özgür basın, Özgür Ülke”, “Tutuklu Gazeteciler Serbest Bırakılsın”, “Metin’in Katili Çete Devleti”, dövizleri ve Emek partisi flamaları taşındı. Göktepe’nin mezarına Evrensel gazetesi ile karanfiller bırakıldı.

ADANA BAROSU: BİZLERİ AYDINLATMAYA DEVAM EDİYOR

Adana Barosu Başkanı Avukat Veli Küçük tarafından yapılan açıklamada, "Metin Göktepeler, Hrant Dinkler, Uğur Mumcular, Abdi İpekçiler, Ahmet Taner Kışlalılar düşünceleriyle bizleri aydınlatmaya devam edecektir. Metin Göktepe'nin anısı önünde bir kez daha saygıyla eğiliyoruz. Özgür basın susturulamaz" denildi.

Göktepe cinayetinin acısını hâlâ yaşadıklarını ifade eden Küçük, "Bu vahim olay yakın tarihimizin bir utanç olayıdır" dedi. Aradan geçen zamana rağmen gazeteciler üzerindeki baskı ve sansürün artarak devam ettiğine dikkat çeken Küçük, şunları ifade etti:

"IFJ 2019 raporunda medya çalışanlarına yönelik saldırı ve tehdit olaylarının bu yıl içinde dikkat çekici biçimde arttığı ve 49 gazetecinin öldürüldüğünü açıklamıştır. Güzel ülkemiz üzülerek belirtmek isterim ki tutuklu 150 gazeteciyle 'gazeteci hapishanesi'ne dönüşmüştür. Basın mensuplarını hedef alan bu çağ dışı anlayış sonucu gözaltılar, yeni davalar, hükümler, saldırı ve tehditler, ağırlaşan sansür halen devam etmektedir. RSF her yıl dünya genelinde 180 ülkeyi raporlaştırıyor. Bu rapora göre Türkiye, listede Venezuela, Rusya, Bangladeş ve Irak'ın ardından 157'inci sırada yer almaktadır."

SOSYAL MEDYADA ANILDI

Metin Göktepe için Twitter'da da binlerce mesaj paylaşıldı. #MetinGöktepe etiketi, ülke gündeminde üst sıralarda yer aldı.

METİN GÖKTEPE KİMDİR?

Metin Göktepe, 10 Nisan 1968’de Sivas'ın Gürün ilçesine bağlı Çipil köyünde dünyaya geldi. Yaşamının ilk 11 yılını burada geçiren Göktepe, geçimini tarım ve hayvancılıkla sağlayan, 8 çocuklu bir ailenin 7'nci çocuğuydu.

İlkokulu, köyün tek okulunda, birleştirilmiş sınıfta okuyan Göktepe, abla ve ağabeylerinin yıllara yayılan göçünün ardından 1979’da annesi ve babasından hemen önce küçük kardeşi Aziz ile birlikte İstanbul’a geldi. Aynı yıl Esenler’deki Hasip Dinçsoy İlköğretim Okuluna kaydoldu ve 5. sınıfı burada okudu. Ortaokula o zamanki adıyla Esenler Lisesinde başladı ve şimdiki adıyla Bakırköy İbrahim Turhan Lisesinden 1986’da mezun oldu. Lisede de başarılı bir öğrenci olan Göktepe, mezun olduktan sonra bir yıl dershaneye devam etti ve buradaki başarısıyla, kardeşinin de dershaneye gitmesini sağladı. Yaz tatillerinde çalışarak harçlığını çıkararak okuyan Göktepe, 1989 yılında İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Maliye Bölümüne girdi.

Bu sırada fabrikada çalışan ablası, ağabeyi ve 1986’dan itibaren kültürel ve sosyal faaliyetlerine katıldığı dernek sayesinde siyasetle tanıştı. Göktepe, üniversitede öğrenci gençlik mücadelesinin aktif bir üyesi oldu.

Gazeteciliğe 1992 yılında Gerçek dergisinde atılan Göktepe, 1995 yılında Evrensel'de muhabirlik yapmaya başladı.

8 Ocak 1996 tarihinde, "Mutlaka ben izlemeliyim arkadaşlar" diyerek Ümraniye Cezaevi'nde öldürülen tutukluların cenazesini izlemeye Alibeyköy'e gitti. Polisler, "Sarı Basın Kartı" olmadığı gerekçesiyle Göktepe'yi ilçeye sokmadı ve haberi izlemekte ısrarcı davrandığı için yüzlerce kişiyle birlikte gözaltına alıp Eyüp Kapalı Spor Salonu'na götürdü. Burada “gazeteciye özel muamele” diyen polislerce dövülerek öldürüldü.

Göktepe’nin ölümü büyük yankı uyandırdı. Dönemin İçişleri Bakanı Teoman Ünüsan, 11 Ocak 1996'da 32. Gün programında, “Konuyla ilgili tam bilgim yok. Ancak son gelen bilgiler Metin Göktepe'nin duvardan düşerek öldüğü şeklindedir” diye bir açıklama yaptı. Duvardan düştüğü iddia edilen Göktepe'nin -kamuoyu baskısıyla- gözaltında dövülerek öldürüldüğü kabul edilmek zorunda kalındı. Dönemin içişleri bakanı, iddiası çürütülünce Fadime Göktepe'den özür diledi ancak Göktepe'nin annesi bu özrü kabul etmeyerek sorumluların yargılanmasını talep etti.

İlden ile 4 yıl süren davada, şubat 1999 yılında yapılan duruşmada, 11 memurdan 6'sına 7 yıl 6 ay hapis cezası verildi. Usul yönünden bozulan dava kapsamında 5 Mayıs 1999'da Yargıtay tarafından, ceza alan altı memurdan beşinin cezası onandı, sanık emniyet amirine verilen ceza esastan bozuldu.

Kamuoyunda Rahşan affı diye bilinen afla şartlı tahliyeden yararlanan polisler toplam 1 yıl 8 ay hapis yattılar.

Metin Göktepe gözaltında öldürülmüş gazeteciler içinde katilleri için mahkumiyet kararı verilmiş ilk gazeteci oldu.